Ali ÖZKANLI

NASIL BİR GENÇLİK?

İdealist bir gençte bir takım özel ve güzel özelliklerin bulunması gerekir. Öncelikte gönlü Allah (cc) sevgisiyle dolu, inancının âşığı, sevdalısı olmalı, bu heyecanını her yerde her zaman yüreğinde ve beyninde duymalıdır. İnsanları sevmede, saymada kusur etmemeye, kardeşlik ilişkilerini bozmamaya, sevinçte ve tasada bir ve beraber olmaya çalışmalıdır. Ulvî yolun yolcusu olmayı düşünmeli ve ona göre bir hayat çizgisi çizmelidir.
Genç, hiçbir şekilde kalp kırmamalı, kimseyi incitmeyip kendisi de incinmemelidir. Arkadaş seçimine özen göstermeli, üzerine almış olduğu görevi en iyi bir şekilde yerine getirmelidir. Hizmet aşkını hayatın her safhasına, her sayfasına yaymalıdır. Kötülüklerden sakınıp iyi ve güzel şeyler yapmalıdır. Genç, çevresini süsleyen İslam dışı görüntülere aldanmamalı, şeytanın ve nefsinin kötü isteklerine karşı koyabilmelidir. Kalp ve beden sağlığına çok dikkat etmeli, zamanını boş geçirmemelidir. Hakka, hukuka, emir ve yasaklara uymalıdır.
Gençlere altın değerinde sözlerden bir demet. “Genç adam! Göklerin rahminde kan renkli şafaklara bürülü bir yeni günün doğmak üzere bulunduğuna inan!.. Böyle bir günün ilk şafak pırıltısını veren şu anda, kirlenen vücudu temizlemenin zamanı gelmedi mi? Genç adam! Ortada başıboş gezen kirliliğe rağmen Allah’ın tertemiz yarattığı senden başka güvenimiz yoktur.
Dünyanın yükünü omuzlayan kararlı ve azimli, yılgınlık ve vefasızlık nedir bilmeyen, onurdan, gururdan vazgeçen, davasına kara sevda ile bağlı kahramanlar ordusu bir gençlik. Ağzının diriltici iksiriyle milletine hayat üfleyecek serdarlar ordusu bir gençlik. Gül devrini yeniden getirecek, gönüllerde peygamber aşkını yeniden diriltecek olan bir gençlik.
Milletin derdiyle dertlenen, inleyen, ağlayan, gözü yaşlı, bağrı yanık bir gençlik. Milletin kendisine yüklediği görevi yapmak için çalışıp çabalayan, asla vazgeçmeyen, geri dönmeyen bir gençlik. Gecelerini Rabbi ile geçiren, gündüzünde hayırlı hizmet için çırpınan bir gençlik.
En güzel ahlâkla süslenmiş, geçmişine saygılı, hizmetkâr, hürriyet âşık, hizmeti önde, ücreti arkada gören bir gençlik. Peygamber aşkı ile yanan, dünyasını değil âhiretini düşünen, dünyaya ve nefsine aldanmayan, hesap gününe göre hayatını şekillendiren bir gençlik.
Ey genç! Gül gibi olmalısın… Tertemiz, dokunması hoş, kokusu hoş, bakışı hoş, tabiatı yumuşak… Böyle olunca daha kıymetli olacaksın, gönüllerde taşınacaksın; yüzlere, gözlere sürüleceksin, sevileceksin, korunacaksın. Gül gibi olmayıp ta diken gibi olursan; kesilecek yakılacak ve ezileceksin.
Gülzâr olmak istersen toprak olmalısın. Çünkü gülün bittiği yer topraktır. Hayat kaynağı olmak istersen su gibi olmalısın. Su hep alçak yerlerden akar amma değdiği yerden hayat fışkırır, gül biter sümbül biter. Korunmayı ve bal vermeyi dilersen bal arısı gibi olmalısın. Çalışkan, işinde maharetli, eziyet vermekten uzak olmalısın. Eşek arısı gibi her konduğunu sokar, kirletirsen rızkın azalır, düşmanların çoğalır.”
Gönlü imanlı, ahlâklı, çalışkan ve hayırlı hizmetlere koşar adımlarla giden bir gençlik istiyor ve de bekliyoruz. Asla ümitsiz değiliz, yarınlar bizimdir.
Merhum Necip Fazıl’ın dediği gibi:
Mehmedim sevinin başlar yüksekte
Ölsek de sevinin eve dönsekte
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte
Yarın elbet bizim elbet bizimdir
Gün doğmuş gün batmış ebed bizimdir.
Selam ve dua ile...